Cumartesi öğleden sonra Fener’de dar sokakların arasında küçük bir pencere, perde hafif aralık ve içerideki ışık bal rengi. Odaya adım attığında ilk hissettiğin şey, tenime sinmiş vanilya ile hafif tütün karışımı bir sıcaklık. Koltuğun köşesindeki yastıklara gömülüp bacaklarımı üst üste atmış, seni izliyorum; aceleci adımların kapıda kalıyor, çünkü burası telaşın değil, yavaşlamanın yeri.
İpek bir sabahlık içinde kıvrım kıvrım uzanıyorum, sesim alçak ve davetkâr. Parmak uçlarım boynunda gezindiğinde, nefesin sıklaşıyor; dudaklarımı kulak memene yasladığımda ise artık saat kavramı ortadan kalkıyor. Yedikule’nin eski surlarına vuran gün batımı kızıllığı odanın duvarına yansırken, ben senin üzerinde kontrolü ele alıyorum; her isteğim yerine getirildiğinde, ödül olarak daha derin bir temas, daha uzun bir öpücük geliyor. Balat’ın arka sokaklarından yükselen uzak müzik, ritmimize eşlik ediyor; tenlerimiz ısındıkça, aradaki mesafe eriyor.
Şimdi sıra sende: bu sıcaklığı benimle paylaşmak ister misin, yoksa dışarıda mı bırakacaksın?
- Yaş: 25
- Semt: Fatih
- Boy: 170
- Kilo: 53
- Müsaitlik: Akşam saatleri
- Görüşme: Otel, rezidans
